Didimli Turizm ve Mitoloji Sitesi Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >KÜLTÜR MERKEZİ EĞİTİM GRUP ÇALIŞMALARI >Dağcılık Grubu
  Aktif Konular Aktif Konular
  SSS SSS  Forumu Ara   Takvim   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Dağcılık kış faaliyeti kayıtları başlamıştır

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz Sayfa  <123
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
admin Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Konum: Didim
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1005
  Alıntı admin Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.Kasım.2008 Saat 19:33

09 Ağustos 2007 - Perşembe

 

05.00 - Çadırdan çıkıyoruz. Teşekkür ederek ayrılıyoruz.

07.30 - 6200 kampındayız. Dün sadece bizimle birlikte bir bayan dağa tırmanışa giderken bugün sabah zirveye giden yirmiden fazla dağcı ile karşılaştık. Demek ki dünkü kötü havada çıkmaya cesaret edemediler. Şu andaki hava dünkünden çok güzel, açık ve üstelik esmiyor da. Akşam çok yerinde bir kararla çadırda konaklamışız. Şu an hava o kadar güzel ki çok rahat ve sakin yürüyoruz. Dün geceki hava hepimizi çok bitkin düşürdü. İlkin Bülent bizi karşılamaya geldi, kucaklaştık, bizi tebrik etti ve bizimle yarım saat kadar kampa yürüdü. 6200 kampında Bülent, Osman, Korkut ve Emrah kalmışlar. Diğerleri ise dönmüşler. Bülent ve Osman kendi aralarında bir organize yapmışlar. Osman benim North Face çadıra geçip sıcak su ve kahvaltı hazırlamış. Bülent te kendi çadırında Başkan ve Musa için hazırlamış. Geldiğimizde her şey hazırdı ve Osman hiçbir şeye elimi sürdürmedi. Çadırı bile kendi toplamaya çalıştı ama ben de yardım ettim. Her yerde böylesi güzel dostluğu bulmak kolay değil sanırım. Sağolsun her şeye yardımcı oldu. Dün gece geç saatlere kadar bizi beklemişler. Geldiğimiz anda yiyecek hazırlamak için geç saatlere kadar uyumamışlar. Bu keyfin üzerine içtiğim domates çorbasının güzelliğini anlatamam. Bülent’te Başkan ve Musa’ya destek sağladı. Saat on bire kadar dinlenip çıkmaya karar verdik. Ben tuluma girip dinlendim. Osman önce kendi çantasını hazırladı. Daha sonra çadırın kazıklarını söküp toplamaya hazır hale getirdi. Ben de çantamı hazırladım ve çadırı beraber topladık.

11.00 - Yine her zaman ki gibi 6200 metreden de en son ben hareket ettim. Hava açık ama ara sıra esmeye başladı.

13.10 - Yavaş yavaş yürüyerek tek başıma 5400 metre kampına geldim.

13.45 - Başkan Alaattin Karaca, Osman, Korkut, Emrah ve ben 5400 metre kampından hareket ettik. Çantam çok ağır ve hava çok sıcak. Aşağıya indikçe hava ısınıyor. Çantanın ağırlığı yüzünden yine geride kaldım. Ama kızartma tavasına geldiğimde yaklaşık bir saat boyunca tırmandığımız bu alanı on dakika da indim. Öylesine rahatım ki çantam ağır olmasa neredeyse koşacaktım. Şu ana kadar ki en hızlı tempom ile koşar adım yürüyerek öndeki gruba yetiştim. Suluktaki Tang yine beni çok rahatlattı. Yüksek irtifa da suyun önemini hep okurduk ama bu faaliyette bunu çok ciddi şekilde yaşadım. Sürekli Tang içerek ve kuruyemiş yiyerek susuzluğumu giderdim. Bu Tang güzelde boğazımı bir tahriş etmese. Her güzelin bir kusuru var derler ya ondandır herhalde. Yine yutkunmakta zorlanıyorum. Dün soğuk havada zirvede ağızdan nefes almakta etkiledi tabii ki. Ama Tangla birlikte kuruyemiş inanılmaz güç veriyor insana.

18.00 - 4400 kampındayız. Vitali biz geldiğimizde votka ikram etti. Burada bir gelenek herhalde. Daha önce de görmüştük. Zirveye çıkanlara votka ikram ediyor ve tebrik ediyorlar. Gelir gelmez arkadaşların sıcacık ve içten sarılarak tebrik etmeleri beni çok duygulandırdı.

21.00 - Akşam yemekten sonra Başkan’ın gündemle ilgili konuşmasının ardından tırmanışı kutladık. Uydu telefonu ile bugün ilk kez eşim Tülay’la görüştüm, zirveye çıktığımızı söylerken bile boğazımda düğümlendi sözcükler. Bu kadar etkilemişti beni demek ki bu zirve. İnanılmaz duygu yüklüydüm, o gün.

Yukarı Dön
admin Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Konum: Didim
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1005
  Alıntı admin Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.Kasım.2008 Saat 19:33

10 Ağustos 2007 - Cuma

 

08.20 - Kahvaltı yaptık. Hazırlık yapıp 4400 kampına ineceğiz.

10.50 - Buradakilerle vedalaşarak hareket ettik. Dağ tamamen kapalı ve bulutlu. Ne büyük bir şans. Tırmanış bittikten bir gün sonra hava bugüne kadar burada hiç görmediğimiz bir şekilde kapattı. Zirvede kim bilir, nasıl bir hava vardır.

16.30 - Sohbet ederek ve dinlenerek 3600 kampına ulaştık. 18 yaşlarında genç bir delikanlı burada çalışmaya başlamış. Adı İlyas, Özbek Türklerinden. Türkçesi var ama çok iyi değil. İnanılmaz, İngilizcesi iyi. Türkçe anlaşamadığımız yerlerde İngilizce anlaşıyoruz onunla. Nasıl öğrendiğini soruyorum. Kitaplardan öğrendiğini söylüyor. Kitaplardan da olsa çok iyi öğrenmiş. Gelir gelmez ayran soruyoruz. Hemen yandaki şirketten alıp geliyor. Bir litrelik pet şişeler içinde. Soğuması içinde dereye soğuk suyun içine bırakıyoruz. Yine ne kadar özlemişiz bu ayranı. Bol tuz koyarak doyasıya içiyoruz. Hava açık ve güneşli.  

Maria yemekleri biz gelmeden önce hazırlamış, biz gelince hemen ısıttı. Güzel bir balık çorbası, pilav ve ilk kez bir köfte. Akşam yemeğine kadar sohbet ederek dinleniyoruz.

21.00 - Akşam yemeğinde patates, et karışımı güzel bir yemek ve salata var. Yorgunuz ve erken yatıyoruz.             

 

11 Ağustos 2007 - Cumartesi

 

08.30 - Yağmur sesiyle uyandım. Kahvaltı için dışarı çıktım. Hava çok kötü kapattı. Artık dağ görünmüyor. Bugün temizlik yapar, şöyle sıcak su ile yıkanır ve derede kokulu elbiselerimizi yıkarız diye düşünürken yağmurlu bir günle karşılaşıyoruz. Kahvaltıdan sonra yemek çadırından çıkamadık. Yine sohbet ederek zaman geçirdik. Yukarıdan tanığımız sohbet ettiğimiz gruplarda iniyor. Beş kişilik İspanyol grubu. Hareketli ve güleç yüzlü insanlar. Biri Basklı, diğer dördü İspanyol. Kendisi sürekli bunun esprisini yaptı, yukarıda. Ben Basklıyım, İspanyol değilim, diyordu. Çok muhabbet ve neşeliler. Daha sonra yedi kişilik Fransız grubu geliyor ve ardından üç kişilik Alman grubu.

Dima su ısıtıyor ve sauna dedikleri çadırda yıkanıyoruz. İçeride sauna teşkilatı var ama biz hazır sıcak su ve yanında soğuk su ile karıştırarak yıkanıyoruz. Ben yine en son yıkanmayı düşünüyorum. Bu yüzden de bugün yıkanamadım.

Akşama kadar sohbet ederek geçirdik. Aslında bir başkasına sıkıcı görünse de ben hiç sıkılmadım. Dağda olmak var ya sıkılmak ne demek.   

Mustag Ata ekibinden gelen haber hepimizi çok sevindirdi. Sekiz kişi zirveye ulaşmış ve sorunsuz bir şekilde dönüyorlarmış. Müthiş bir haberdi bizim için.  

Akşam yemeğinden sonra yemek çadırında üç Rus dağcının Everest’in zirvesine duvardan tırmanışlarını izledik. Olağanüstü insanlardı. Seyrederken öylesine kendimizi kaptırmıştık ki çadırda çıt çıkmıyordu. Filmden sonra üç Almanla sohbet ediyoruz. Musa, Ahmet, Çetin. Onlar soruyorlar ben de İngilizceye çeviriyorum. Bu sohbet tam iki saate yakın sürüyor. Andreas Ehlert eşiyle gelmiş. Eşinin ismi Rita. Bir de genç bir Alman var,  Frank. Bu tırmanışta sadece Frank Peak Lenin’in zirvesine ulaşabilmiş. Andreas gençliğinde birçok zirve yapmış. Şimdi eşi yanında ve birlikte dağlara gidiyorlar. Rita eşini kaybetmemek için dağlarda onu yalnız bırakmıyormuş. Gençliğinde Eiger’ın kuzey duvarından tırmanmış. Alplerin son üç problemi olan zirveleri de tırmanmış. Bunu duyar duymaz Ahmet koşup çadırında yatan Emrah’ı kaldırdı ve yanımıza getirdi. Bu kez de Emrah Eiger ile ilgili tırmanış hakkında öğrenmek istediklerini sordu. Andreas’ın babası dağcı. Babasını dağda kaybetmiş. Annesi ise o da dağcı, şu an 65 yaşında ve hala dağlara gidiyor. Andreas ve Rita’nın kızları ise 23 yaşında ve şu sıralarda bir dağda aklimatize tırmanışındaymış.     

Bizimkiler Almanları Türkiye’ye Ağrı Dağı Tırmanışı faaliyetine ve Demirkazık Kuzey Duvarı tırmanışına davet ediyorlar. Birbirlerinin adreslerini alıyorlar.

Akşam oldukça geç yattım

Yukarı Dön
admin Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Konum: Didim
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1005
  Alıntı admin Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.Kasım.2008 Saat 19:33

12 Ağustos 2007 - Pazar

 

09.00 - Bugün geç kalktım. Daha doğrusu akşam geç yattığım için erken kalkamadım. Hava hala çok kötü. Yukarılar kapalı. Yağmur ise yağmaya devam ediyor.

Bugün yıkanma sırası yine bana gelmedi. Giysilerimi de bugün yıkayamadım.

Hemen derenin öbür tarafında 200 metre ilerideki Dostuck - Trekking isimli şirkette mağaza olarak tasarlanmış dağcılık malzemeleri bulunan bir çadır var. Her malzemeyi bulamıyorsunuz ama hoşunuza giden bir şeyler satın alabilirsiniz. Arkadaşlar buradan birkaç malzeme satın aldılar.

Yağmur akşama kadar yağdı.

 

13 Ağustos 2007 - Pazartesi

 

08.30 - Kalkıyor ve kahvaltıya gidiyoruz. Harika bir gün ve güneş ısıtıyor. Dağları artık görebiliyoruz. Yaşasın temizlik günü. Artık kokmaya başlayan içliklerimi, tişörtleri, çorapları ve spor ayakkabılarımı derede yıkıyorum. Dima sıcak suyu ısıtıyor ve yirmi gün sonra ilk defa sıcak su ile yıkanıyorum. Bu ne güzel bir duygu. Tulumları havalandırıyoruz. Ayrıca yarın sabah buradan ayrılacağımız için hurçlarımızı düzenledik.

Sabah yapılan küçük bir törenle zirve yapanlara zirveye çıkış belgeleri verildi. Törenden sonra tanıdık dostlar Almanlar, Fransızlar, İspanyollar ve iki Rusla beraber bizim sempatik doktor Osh’a döndüler. Bize yemek hazırlayan Maria’da onlarla birlikte gidiyor. Arabaları hareket edince Bülent Türk usulü arkalarından bir kovayla su döküyor.

Öğleden sonra ise 11 kişilik bir Kazak grubu üst kamptan geldiler. Daha sonra öğreniyoruz ki iki kişi zirve yapabilmiş.

Durmuş, Nevzat, Çetin, Emrah, Ahmet ve ben akşam yemeği için yirmi dakika kadar uzaklıkta olan bir başka şirkete Fortuna Tur’a gidiyoruz. Tur  4400 kampına doğru giden yol üzerinde. Kırgız bir aile işletiyor burayı. Fortuna Tur’un sahibi Aynur isimli genç bir bayan. Aynur 4400 metredeki kampla ilgileniyor. Burasını ise Ayınkız isimli 60  yaşlarında olan annesi, geliniyle birlikte işletiyor. Burada da iki büyük çadır var. Bizim turdan farklı olarak dışarıda plastik masalar ve sandalyeler var. Biz gittiğimizde yemek çadırında başka dağcılar vardı. Uzun süre masalarda oturduk, dağları seyredip sohbet ettik. İçerdekiler çıkar çıkmaz çadıra daldık. Bu çadırın içi çok farklıydı. Çadırın bir bölümü mutfak gibi tasarlanmıştı. Diğer yarısı ise yerde oturmak için minderler vardı. Çadırın tam ortasında ise gürül gürül yanan büyük bir kuzine soba. Borusu ise çadırın üzerine yapılan bir sistemle dışarıya çıkıyor. Dışarısı serin, çadırın içi ise kemiklerinizi ısıtırcasına sıcacık. Sobanın üzerinde ise fokur fokur kaynayan sıcacık bir çay. Hemen önümüze çay koydular. Amacımız burada akşam yemeği yemek. Hangi sebzeyi buldularsa doğrayıp güzel bir çorba hazırlamışlar. Çorba kasesi zaten doyuracak kadar büyük. Ardından kızarmış patateslerin üzerine yumurta kırıyorlar. Yanına da domates, salatalık ve soğanla hazırlanmış salata. Ekmekler ise harika, ısıtıp ısıtıp  önümüze koyuyorlar. Sürekli bir şekilde önümüze çay geliyor. Daha sonra Kırgız Halkına özgü şapkalardan birkaç tane satın alıyoruz. Yemek için kişi başı 4 Dolar ödüyoruz. Şapkalarında tanesi 4 dolar. Çok tok bir şekilde kampımıza dönüyoruz.

Buradaki son akşamımız. Şansımıza akşam yemeğinde ise çok güzel etle hazırlanmış bir yemek var. Ama bizim yiyecek halimiz yok. Yemekten sonra geç saatlere kadar sohbet ediyoruz. 

Yukarı Dön
admin Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Konum: Didim
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1005
  Alıntı admin Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.Kasım.2008 Saat 19:33

14 Ağustos 2007 - Salı

 

08.00 - Kalkış. Kahvaltıdan sonra belge töreni yapılıyor. Zirveye çıkanlara belge ile birlikte üzerinde Peak Lenin’in zirvesi olan tişört hediye ediyorlar. Hüzünlü bir ayrılış töreni. Bir yandan sevinç bir yandan da burukluk hissediyoruz.

10.00 - Toplanıp tırmanışın değerlendirmesini yapıyoruz.

10.30 - Hüzünlü vedalaşmadan sonra Kamaz markalı kamyondan bozma otobüs gibi tasarlanmış arabamıza binip hareket ediyoruz.

14.30 - Yurt kampa geliyoruz. Patates, havuç, sarımsak et karışımı sulu bir yemek yiyoruz. Arkasından etli makarna, üzüm ve ardından çay içiyoruz. Çayı yine yeşil mi, siyah mı diye soruyorlar. Hep beraber siyah istiyoruz. Yine porselen demliklerde geliyor çaylarımız.

15.45 - Hareket ediyoruz.     

19.00 - Osh. Alay otele geliyoruz. Yine otelde çalışan bir tek erkek yok. Akşam yemeği için hemen karşıda lokanta var. Burada da servisi bayanlar yapıyor. Tavuk ızgara yiyoruz. Yanına da bira içiyoruz.

 

15 Ağustos 2007 - Çarşamba

 

09.00 - Bizim tur şirketinden bir bayan geldi ve bizi İstanbul Pastanesine kahvaltı yapmak üzere götürdü. Güzel bir kahvaltı yaptık. Söylenenlere göre Pastanenin sahibi Türk’müş.

Kahvaltıdan sonra serbest bir gün geçirdik.  Bizi kahvaltıya getiren bayan biz kahvaltıdayken gitti. Daha sonra bizi şirketten hiç arayan soran olmadı. Hatta belki gelen olur diye Başkan otelden hiç ayrılmadı. Telefonla ulaştığımız Dinara’ya durumu iletiyoruz. Çünkü bu arada Başkan çok sinirleniyor. Akşam ne yapacağımız konusunda hiçbir bilgi yok. Dinara ise Maria’ya ulaşacağını söylüyor.

Otelden çıkıp Osh pazarı denilen yere gidiyorum. Çok yoğun bir trafik ve kalabalık insanlar arasında ilerliyorum. Pazar bizim Türkiye’de ki Rus pazarı diye adlandırdığımız pazarlara çok benziyor. Küçücük dükkanlar ya da sergiler var. Yöresel giysiler satılıyor. Base camp, Fortuna Tur’da oradaki insanlara destek olsun diye 4 Dolara aldığımız Kırgız halkına özgü şapkalar burada 1 Dolar. Base camp ta aldığımız şapkaların fiatının turistik olacağını tahmin ediyorduk. Buradan da birkaç tane aldım. Pazarda güzel görüntüler yakalamak için sonuna kadar ilerleyip nehir kenarından bir başka caddeye çıktım. Burası ise neredeyse beş yüz metre uzunluğunda caddenin iki tarafında sağlı sollu uzanan sebze ve meyve pazarı. Sanki köyde yetiştirdikleri sebzeleri satan insanların oluşturduğu bir Pazar yeri. Satıcıların hepsi genç kızlar ve kadınlar. İşin ilginç tarafı alıcılar da hep bayan. Pazar yerinin sonuna kadar gidip fotoğraf çekiyorum. Çok sıcak bir hava. Susadığımda yine mineralli suyu tercih ediyorum.

12.30 - Öğleye doğru Maria geliyor. Bishkek uçağı akşam saat onda olduğunu ve bizi saat sekizde almaya geleceğini söylüyor. Ne yapacağımız konusundaki endişe ortadan kalktıktan sonra öğle yemeği için uzun bir yürüyüşle merkeze ulaşıyoruz. Adana kebap yapan bir lokantaya giriyoruz. Adana ve kuzu şiş, salata, kola ile yoğurt yiyoruz. Domates ve salatalığı öylesine özlemişiz ki iki kez dolu dolu tabaklarla önümüze getiriyorlar. Sekiz kişiyiz. Kişi başı 100 com ödüyoruz. Türk Lirası karşılığı ise yaklaşık olarak 4 YTL tutuyor. Türkiye’ye göre oldukça ucuz.

Dönüşte Musa ile internet kafeye gidiyoruz. Bilgisayarlar çok kötü. İstediğiniz her sayfayı açmak mümkün değil. TDF’nin sitesine girip Dağcılık haberlerini okuyabiliyoruz. E-mailleri bile açıp okuyamadım.

20.00 - Maria iki minibüsle geliyor. Hemen hurçları ve çantaları yükleyip havaalanına gidiyoruz. Akşam yemeği yemeye fırsat bulamadan havaalanına ulaşıyoruz.

22.00 - Uçak havalanıyor.

23.00 - Bishkek’te Manas Uluslar arası havaalanındayız. Havaalanının çay içilebilen kafeteryalarında kızartma, börek türü yiyecekler arıyoruz. İki ya da üç kafeterya var. Bize  sevimli gelen bir kafeteryaya giriyoruz. Yağda kızartılmış böreklerden istiyoruz. Burada servis yapan Ayperi isimli çok şeker bir Kırgız bayan var. Üç yıldır burada çalışıyor ve buranın bütün servisini o yapıyor. Az çok Türkçe biliyor ve anlaşabiliyorsunuz. Ama biz İngilizce iletişim kuruyoruz. İngilizcesi daha iyi. Ayperi börekleri mikrodalga fırında ısıtıyor ve sıcak sallama çayla servis yapıyor. Kızartma börekler ve sıcak çay harika. Hepimiz burada açlığımızı yatıştırıyoruz ve bütün börekleri bitiriyoruz. Bir süre oturup muhabbet ediyoruz.

Yukarı Dön
admin Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Konum: Didim
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1005
  Alıntı admin Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.Kasım.2008 Saat 19:34

16 Ağustos 2007 - Perşembe

 

01.00 - Havaalanında sandalyelerin üzerine uzanıp tam dalmıştım ki bir gürültü ile uyandım. Mustag Ata ekibi bulunduğumuz yere geldiler. Kalktım, kucaklaştık. Birbirimizi tebrik ettik. Her iki grubunda birbirine anlatacağı çok şey vardı. Uçak kalkış saatine kadar sohbet ettik.

04.55 - THY uçağı tam saatinde kalkıyor. Uykusuz olduğumuz için hemen uykuya dalıyoruz.

07.23 - İstanbul’a iniyoruz. Aslında saatlerin 10.23 olması gerekiyor. Bu nedenle saatleri hemen üç saat geri alıyoruz. Atatürk Havaalanında küçük bir toplantı yapıyoruz. Başar Zeki Kırnık Havaalanına laptopuyla birlikte geliyor. Çektiğimiz bütün resimleri veriyoruz. Başar onları laptopa topluyor. Daha sonra tek tek vedalaşıp ayrılıyoruz.

 

Peak Lenin Tırmanışına Katılanlar :

 

1. Alaattin Karaca       20.05.1949      Sarıkamış - Karaurgan Doğu Anadolu Dağcılık Kulübü          

2. Korkut Güven         14.01.1954      Rize - Fındıklı                         Gençlik ve Spor - Ferdi

3. Faik Can Özen        08.04.1960      Kırıkkale                     19 Mayıs Dağcılık Kulübü - Samsun

4. Durmuş Uçgun        01.01.1970      Eğirdir                         Eğirdir Doğa Sporları Kulübü

5. Bülent Aksu                        02.02.1974      Ordu - Ulubey             İstanbul Bahçedak Spor Kulübü

6. Musa Karahan         01.04.1975      Rize - Pazar                 Kütahya Gençlik ve Spor Kulübü

7. Osman Kalaycıoğlu 07.04.1976      Ardeşen                      Tekkeköy Dağcılık Kulübü - Samsun

8. Nevzat Tezer                      17.07.1976      Sivas                           Sivas Dağcılık Kulübü   

9. Çetin Bayram          02.02.1981      Erzurum                      Doğu Anadolu Dağcılık Kulübü

10. Ahmet Yılmaz       05.11.1981      Kayseri                                    Hadak

11. Emrah Özbay        07.11.1981      İzmir                            İzmir Demirspor

 

Korkut Güven’in GPS den Aldığı Yükseklikler :

 

Base Camp     3612 m.

1. Kamp          4460 m.

2. Kamp          5425 m.

3. Kamp          6130 m.

 

 

 

 

 

İlgilenenler için bazı fiatları vermekte yarar var.

 

Base Camp - 3600 Kampı

 

1 Litre Cola                3 Dolar

1 Litre Fanta               3 Dolar

1 Litre Sprite              3 Dolar

1 Termos Çay             1 Dolar

1 Fincan Kahve          0.5 Dolar

1 Şişe Votka               5 Dolar

1 Şişe Bira                  3 Dolar

1 Şişe Şarap                10 Dolar

 

4400 Kampı

 

Kahvaltı                      7 Dolar

Öğle Yemeği              9 Dolar

Akşam Yemeği           8 Dolar

1 Litre Normal Su      3 Dolar

1 Litre Mineralli Su    3 Dolar

 

1 Litre Cola                5 Dolar

1 Litre Fanta               5 Dolar

1 Litre Sprite              5 Dolar

1,5 Litre Sprite           7 Dolar

1 Şişe Votka               10 Dolar

1 Şişe Bira                  5 Dolar

1 Şişe Şarap                15 Dolar

Telsiz Kiralama           3 Dolar

4400 Kampında Çadırda Kalmak      6 Dolar

5400 Kampında Çadır Kiralamak      5 Dolar

5400 Kampında Çadırda Kalmak      20 Dolar

 

 

Hazırlayan:

 

Faik Can Özen

TDF Eğitmeni

Ondokuzmayıs Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü - Samsun

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz Sayfa  <123

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.06
Copyright ©2001-2007 Web Wiz